Şu ana kadar pek çok Point&Click macera oyunu oynadım. Hepsinin hikayesi birbirinden farklı, birbirinden heyecanlıydı. Ama hiçbiri bu oyun gibi başlamamıştı. Aslında doğruyu söylemek gerekirse sadece Telltale Games’in yaptığı Point&Click oyunları oynadım. Sierra gibi büyük firmaların oyunlarını henüz oynayamadım. Ancak bu oyunlara ilgim nasıl oluyorsa çok büyüktür. İlk oynadığım P&C oyunu Telltale Games’in Back to the Future: The Game’di. Beni çok etkileyen bir oyundu. Filminden farklı hikayesi, hiçte fena olmayan çizgi romanımsı grafikleri ile beni etkileyen oyunlar arasına girmişti. Bu oyun ise gerçekten harika bence. Aynı zamanda şunu da belirtmek isterim ki artık Episode 1 Steam’da ücretsiz. İstediğiniz gibi 1. Episode’u oynayabilirsiniz. Şimdi incelememize geçelim.

Hikayenin başlangıcı oldukça garip.Telltale Games gibi hemen olayı başlatmıyor. Gerçeği söylemek gerekirse oyunun sonuna kadar hikaye hakkında sadece ufak ipuçları veriliyor ve bölümün (Episode) finali oyunun başlangıcı oluyor. Finalde o kadar meraklandım ki ikinci bölüme geçmeden saatlerce senaryo üzerinde durdum. Büyük birde pano hazırladım. Gereklimiydi bilmiyorum ama hazırlarken çok eğlendim. Tek tek bütün fotoğrafları çıkarttım, hikayeyi yazdım, günlükleri çıkarttım, fotoğrafları çıkarttım, teoriler oluşturdum… Gerçekten eğlendim ama gerekli bir şey değildi. Vaktim olmasa kesinlikle yapmazdım. Ama üzerini yeniden çiziyorum EĞLENDİM. Şimdi elimde o kadar çok teori var ki ikinci bölümü bunları düşünerek bitirmeye çalışırsam bayağı uzun sürecek gibi. Ama oyunun zevki böyle çıkıyor. Hikaye süper bir hikaye değil ama sürükleyici.

Oyunda Maxine “Max” Caulfield isimli genç bir kızı canlandırıyoruz. Her genç kız gibi hayatı anlamaya çalışan, birazcık utangaç, iyiliksever, başarılı biri olan Max ailesiyle Seattle’a taşınmadan önce yaşadığı yer olan Arcadia Bay’e okul için geri dönmüştür. Önemli bir sanat okulu olan Blackwell Academy’in fotoğrafçılık bölümünü kazanan Max’i burada hayatının macerası beklemektedir. Fotoğrafçılığa büyük ilgisi olan Max burada okuduğu için çok heyecanlıdır. Aslında burada okuma sebebi Mark Jefferson’dır. (Mark Jefferson <oyuna göre> dünyanın en iyi fotoğrafçısıdır. Bu akademide öğretmenlik yapmaktadır.) Oyuna da Mark’ın dersinde başlıyoruz. (Merak etmeyin. Spoilder yok.) Daha sonra ise gücümüzün farkınavarıyoruz ve sürükleyici maceramız başlıyor.

Grafiklerin hepsinin el ile hazırlanmış olması beni gerçekten şaşırttı. Yani bütün oyun el emeği ile hazırlanmış. Grafikler Telltale Games gibi çizgi romansı değilde genç bir kızın ruhunu yansıtacak şekilde tasarlanmış. Oyun içerisinde etkileşime geçebileceğiniz noktalar deftere çizilmiş gibi gösterilmiş. Aynı zamanda oyundaki gelişmeleri takip edebileceğiniz, kişileri hatırlayabileceğiniz bir anı defteri bulunmakta. Max önemli anları günlüğüne geçiriyor. Oyundaki gelişmeleri takip etmek için illa ki orada olmanız gerekmiyor. Oyunda telefonumuza mesajlar gelebiliyor. Bunlar sadece hikaye unsurları değil. Annenizden doğum günü mesajları, babanızdan paranızın yattığını belirten mesajlar vesaire.

 

Bu oyunda Telltale Games oyunları gibi her yaptığınız seçimin sonuçları etkileyeceğini söylüyor fakat bu seçimlerin sonuçlarını açık açık görüyorsunuz. Bazen keşke onu yapmasaydım dedikleriniz oluyor. Oyun sizi çok zor kararlara itebiliyor. Bazen karşı taraftaki kişinin iyiliği için yaptığınız seçim sizin geleceğinizi çok kötü etkiliyor. Size önerim hep başkalarını yada hep kendinizi düşünmemeniz. Kendinize o anda ne seçim yapardım diye sorun ve hemen uygulayın. Elbette kötü seçimler yapacaksınız. O anda iyiymiş gibi görünse de bunun sonuçlarını ikinci bölümde bile görebilirsiniz. (Bunu yaşadım) Oyunla ilgili son bahsetmek istediğim ise çevre etkenler. Oyunda bir olay değil birden fazla olay dönüyor. Bu olaylarla ilgili ipuçları her yerde olabilir. Herhangi bir insan o olayla ilgili bir şey biliyor olabilir. Hiç tahmin edemeyeceğiniz bir yerde ipuçlarını bulabilirsiniz. O yüzden size önerim oyunda her noktayı dikkatli bir şekilde araştırmanız. Her yeri didik didik edin! Oyunun zevki böyle çıkıyor…  Bir sonraki incelememize dek hoşçakalın…

  • Murat Aktaş

    resimler kurbağa olmuş..